Sait Emre Güneş’in çalışmaları Türkiye ile sınırlı kalmıyor. Almanya, Azerbaycan ve Amerika gibi farklı ülkelerde yaşayan köpek sahiplerine çevrim içi eğitimler verdiğini belirten Güneş, dijital dünyanın sunduğu imkanlarla daha geniş bir kitleye ulaşmayı hedefliyor.
Bir köpek havladığında çoğu insan yalnızca çıkan sesi duyar. Bir köpek kapının önünde beklediğinde bunun sadakat olduğunu düşünür. Sahibinin peşinden bir an bile ayrılmadığında ise çoğu zaman bunu sevginin göstergesi olarak yorumlar.
Sait Emre Güneş ise aynı görüntülere çok daha farklı bakıyor.
Onun için köpeğin her hareketi bir mesaj taşıyor. Kuyruğun konumu, bakışlar, bedenin gerilmesi, nefes alışverişi, kapıya yönelme ya da sahibinden uzaklaşamama gibi ayrıntılar, köpeğin iç dünyasına açılan işaretler olarak değerlendiriliyor.
25 yılı aşkın süredir köpek davranışları üzerine çalışmalar yürüttüğünü belirten Güneş, bu nedenle kendisini yalnızca “köpek eğitmeni” olarak tanımlamıyor. Çalışmalarını davranış bilimi, psikoloji ve nöro-etoloji ekseninde şekillendirdiğini ifade ediyor.
Sait Emre Güneş’in yaklaşımındaki en dikkat çekici noktalardan biri, davranış problemlerinin kaynağını yalnızca köpekte aramaması.
Bir köpeğin sürekli havlaması, yalnız kaldığında huzursuz olması, insanlara karşı sert tepki göstermesi veya ev içerisinde sürekli tetikte bulunması, Güneş’in yaklaşımında tek başına bir “itaat sorunu” olarak değerlendirilmiyor.
Önce şu sorular gündeme geliyor:
Köpek ne yaşıyor?
Neden böyle davranıyor?
Hangi durumda bu davranış ortaya çıkıyor?
İnsanların davranışları bu tabloyu nasıl etkiliyor?
Bu sorular üzerinden ilerleyen Güneş, köpeğin yaşam alanının ve aile içindeki iletişimin dikkatle incelenmesi gerektiğini savunuyor.
Onun “Köpek eğitilmez, aile eğitilir” sözü de bu anlayışın merkezinde yer alıyor.
Güneş’in yönteminde dikkat çeken bir başka unsur ise eğitim sürecinin köpeğin kendi yaşam alanında gerçekleştirilmesine verdiği önem.
Köpeği evinden uzaklaştırarak farklı bir ortamda eğitmek yerine, problemin yaşandığı ortamın doğrudan incelenmesi gerektiğini düşünüyor.
Çünkü bir köpek eğitim merkezinde sakin davranabilirken kendi evinde tamamen farklı tepkiler gösterebilir.
Güneş’e göre gerçek değişim, köpeğin günlük hayatındaki davranışların görülmesiyle başlıyor. Bu nedenle aile de sürecin dışında bırakılmıyor.

Sait Emre Güneş’in çalışmalarındaki dikkat çekici başlıklardan biri de insan psikolojisine duyduğu ilgi.
Bilişsel davranışçı terapi, kabul ve kararlılık terapisi, duygu odaklı terapi ve aile danışmanlığı gibi alanlarda eğitimler aldığını belirten Güneş, insan psikolojisinden edindiği bilgileri köpeklerle iletişim çalışmalarına uyarlıyor.
Bu yaklaşımda insan ve köpek arasındaki ilişki tek taraflı ele alınmıyor.
Çünkü evde yaşayan bir köpeğin davranışları, yalnızca kendi deneyimleriyle değil, birlikte yaşadığı insanların tutumlarıyla da şekillenebiliyor.
Güneş’in üzerinde durduğu temel fikirlerden biri de burada ortaya çıkıyor: Köpeği anlamak isteyen insanın önce kendi davranışlarını da gözden geçirmesi gerekiyor.
Güneş’in geliştirdiğini belirttiği Türk Davranış Bilimi Protokolü, kısa adıyla TDBP, çalışmalarının temel başlıklarından biri.
Bu yaklaşımda köpeklerin hafıza, öğrenme, çevresel algı ve duygusal tepkilerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiği savunuluyor.
Özellikle stres konusu Güneş’in çalışmalarında önemli bir yer tutuyor.
Bir köpeğin yoğun stres altında bulunduğu zamanlarda çevresindeki olaylara farklı tepkiler verebileceğini belirten Güneş, bu nedenle davranış değişikliğinden önce hayvanın içinde bulunduğu koşulların anlaşılması gerektiğini ifade ediyor.
Böylece eğitim, yalnızca komutların tekrarlandığı bir süreç olmaktan çıkıp davranışın bütününü anlamaya yönelik bir çalışmaya dönüşüyor.
Güneş’in geniş kitlelere ulaşmasını sağlayan en önemli alanlardan biri sosyal medya.
Seans görüntülerini ve köpeklerin davranışlarını takipçileriyle paylaşan Güneş, özellikle beden dili üzerine yaptığı yorumlarla dikkat çekiyor.
Bir bakışın, küçük bir geri çekilmenin veya bedenin aniden gerilmesinin ne anlama gelebileceğini anlatan videolar, köpek sahiplerinin kendi hayvanlarını daha dikkatli gözlemlemesine de yardımcı olmayı amaçlıyor.
Güneş’in farklı görünümü, kendine özgü anlatım tarzı ve seanslardaki doğrudan iletişimi de sosyal medyadaki kimliğinin önemli parçaları arasında bulunuyor.
Takipçileri tarafından zaman zaman “Türkiye’nin Cesar Millan’ı” olarak anılan Güneş, kendi yaklaşımını ise Türk Davranış Bilimi Protokolü üzerinden tanımlıyor.
Güneş’in çalışmalarının yalnızca sosyal medya kullanıcılarıyla sınırlı olmadığı belirtiliyor.
Cem Hakko, Nilperi Şahinkaya, Evrim Akın, İzzet Çapa ve Berkay Tulumbacı gibi kamuoyunca tanınan isimlerin de köpekleriyle ilgili süreçlerde Sait Emre Güneş’ten destek aldığı ifade ediliyor.
Bu durum, köpek davranışları konusunda danışmanlık hizmetlerinin farklı sosyal çevrelerde giderek daha fazla ilgi gördüğünü ortaya koyuyor.
Sait Emre Güneş’in çalışmaları Türkiye ile sınırlı kalmıyor. Almanya, Azerbaycan ve Amerika gibi farklı ülkelerde yaşayan köpek sahiplerine çevrim içi eğitimler verdiğini belirten Güneş, dijital dünyanın sunduğu imkanlarla daha geniş bir kitleye ulaşmayı hedefliyor.
Ancak onun asıl hedefi daha uzun vadeli.
Güneş, Türk Davranış Bilimi Protokolü’nü akademik bir zemine taşımak ve sistematik bir eğitim programına dönüştürmek istiyor.
Anadolu’nun hayvanlarla kurduğu tarihsel bağ ile modern davranış bilimini aynı çatı altında buluşturma fikri, bu vizyonun temelini oluşturuyor.
Sait Emre Güneş’in hikâyesinde dikkat çeken nokta ise aslında oldukça basit bir soruda saklı:
Bir köpek bize ne anlatmaya çalışıyor?
Güneş’in yaklaşımı, bu sorunun cevabını yalnızca komutlarda değil; davranışın ardındaki nedenlerde, insan-köpek ilişkisinde ve sessiz beden dilinde arıyor.