TRT World Forum 2026’da konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “İran, İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri’ni içeren savaş, komşu bölgemizin güvenliğinin birbirine ne kadar yakından bağlı olduğunu bir kez daha göstermiştir. Türkiye için öncelikler her zaman berrak bir şekilde net olmuştur. Daha fazla tırmanmayı önlemek, sivilleri korumak, egemenliğe ve toprak bütünlüğüne saygı duymak ve kalıcı müzakere edilmiş bir mutabakatı güvence altına almak. Dolayısıyla diplomasi, bu krizin çözülmesine yönelik çabaların da merkezinde kalmalıdır” dedi.
Cevdet Yılmaz’dan TRT World Forum’da diplomasi ve küresel krizler mesajı
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İstanbul’da düzenlenen TRT World Forum’un açılış programında, “Merkezsiz Dünya: Kurallar Geçersiz Kaldığında Kim Liderlik Eder?” panelinde konuştu. Türkiye’nin uluslararası ilişkilerdeki konumuna değinen Yılmaz, ülkenin farklı bölgelerde diplomatik temaslarını sürdürebilen çok bölgeli bir aktör olduğunu belirtti.
İstanbul Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen forumda konuşan Yılmaz, Türkiye’nin rolünün yalnızca coğrafi konumuyla açıklanamayacağını ifade etti. NATO üyeliği, Karadeniz ve Akdeniz’e kıyısı olması, Balkanlar’dan Orta Doğu’ya, Kafkasya’dan Orta Asya’ya uzanan tarihi ve stratejik ilişkilerinin Türkiye’ye geniş bir etki alanı kazandırdığını söyledi. Afrika, Körfez ve Güney Asya’yı kapsayan ortaklıkların da bu konumun bir parçası olduğunu kaydetti.
Türkiye’nin coğrafi avantajını iş birliğine dönüştürmesinin önemini vurgulayan Yılmaz, arabuluculuk, kolaylaştırıcılık, proaktif diplomasi ve bölgesel sahiplenmenin ülkenin stratejik yaklaşımının temel unsurları olduğunu dile getirdi.
‘FARKLI TARAFLARLA DİYALOG KURABİLİYORUZ’
Türkiye’nin birbiriyle anlaşmazlık yaşayan taraflarla da iletişim kurabildiğini belirten Yılmaz, “Herkesle konuşabiliyoruz. Hem Sayın Putin ve Sayın Zelensky ile hem de Orta Doğu’da hem ABD hem de İran ile ve diğer çatışmalarda” ifadelerini kullandı.
Diplomasi kanallarının açık tutulmasının önemine işaret eden Yılmaz, iletişim kurulmadığı takdirde savaş, çatışma ve yıkımın ön plana çıkacağını söyledi. Diplomatik girişimlerin zorlayıcı olabileceğini ancak bu kapıların açık tutulması gerektiğini belirten Yılmaz, Türkiye’nin de bu anlayışla hareket ettiğini kaydetti.
KARADENİZ TAHIL KORİDORU ÖRNEĞİNİ VERDİ
Derin anlaşmazlıkların ve yüksek gerilim riskinin bulunduğu bölgelerde diyalogun sürdürülmesinin özellikle önemli olduğunu ifade eden Yılmaz, Karadeniz’deki gelişmeler üzerinden Türkiye’nin girişimlerini anlattı.
Rusya-Ukrayna savaşının kalıcı bir uzlaşmayla sona erdirilmesinin gündemlerinin üst sıralarında bulunduğunu belirten Yılmaz, Türkiye’nin Karadeniz Tahıl Koridoru Girişimi’ne aracılık ederek somut bir sonuç elde ettiğini söyledi. Savaşın altıncı yılına yaklaşmasına rağmen kalıcı barışın sağlanamadığını kaydeden Yılmaz, tahıl anlaşmasının özellikle bu kaynaklara ihtiyaç duyan Afrika ülkeleri için küresel ölçekte önem taşıdığını vurguladı.
‘ÇATIŞMALARIN ETKİSİ DÜNYA EKONOMİSİNDE HİSSEDİLİYOR’
İran, İsrail ve ABD’yi kapsayan savaşın bölgesel güvenlik ilişkilerinin birbirine bağlılığını bir kez daha ortaya koyduğunu söyleyen Yılmaz, Türkiye’nin gerilimin tırmanmasını engelleme, sivilleri koruma, egemenlik ve toprak bütünlüğüne saygı gösterme ve kalıcı müzakere edilmiş bir uzlaşmaya ulaşma hedeflerini öncelik olarak gördüğünü belirtti.
Krizin ekonomik etkilerinin de geniş bir alana yayıldığını dile getiren Yılmaz, Hürmüz Boğazı’ndaki gelişmelerin küresel ekonomiyi etkilediğini, özellikle enerji fiyatları nedeniyle dünya genelinde ekonomik koşulların savaşın başladığı döneme göre kötüleştiğini ifade etti. Yılmaz, çatışmaların yalnızca güvenlik gerekçesiyle değil, dünya refahının korunması için de sona ermesi gerektiğini söyledi.
‘TÜRKİYE DİPLOMATİK ÇABALARINI SÜRDÜRECEK’
Uluslararası sistemdeki değişim sürecinin devletlerin öngörülü ve sorumlu davranmasını gerektirdiğini belirten Yılmaz, Türkiye’nin tarihi birikimi, kurumsal altyapısı ve deneyimiyle bu süreçte rol almaya devam edeceğini söyledi.
Türkiye’nin neredeyse tüm taraflarla diyalog kurabilen güçlü ve deneyimli bir lidere sahip olduğunu ifade eden Yılmaz, ülkenin çok bölgeli rolünün diplomatik erişimini ve ortaklıklarını krizlerin büyümesini önlemek ve siyasi çözümleri ilerletmek için kullanmak anlamına geldiğini kaydetti.
Daha istikrarlı ve güvenli bir uluslararası düzenin oluşturulması için ortaklarla çalışmayı sürdüreceklerini belirten Yılmaz, mevcut durumun sürdürülebilir olmadığı yönündeki anlayışın bu çabaların temelini oluşturduğunu dile getirdi.